|
Aman Annem Görmesin Dizisi
ATV'nin Komik Dizisi Her Perşembe Saat 20:00'da.
|
| |
|
17/4/2008

Ebru ile Burak’ı bir arada gören Kaçık Hatçe, deliye döner. Burak’ın
canına okumaya başlar. Tıraş Hayri de Kaçık Hatçe ile karşı karşıya
gelmekten huzursuzdur. Ebru da Burak’ın annesinden korkmasına iyiden
iyiye bozuktur artık. Bu arada Kaçık Hatçe, Çalçene Cevriye’nin
ısrarlarına dayanamayıp onunla medyuma gider. Bu gidiş Kaçık Hatçe için
müthiş olaylara gebedir…
Annesinin
başının dertte olduğunu öğrenen Burak, ona yardıma gitmek ister. Ama
ayağı sakat olduğu için Seray’ın beraber gitme teklifini kabul etmek
zorunda kalır. Burak ile Seray’ı birlikte gören Tıraş Hayri, bunu hemen
kızı Ebru’ya yetiştirir.
14/4/2008
Youtubede rastladım sizler için linkleri. Part 1 Part 2 Part 3 Part 4 Part 5 Part 6 Part 7 Part 8 Part 9
Eğer linklerde hata olduğunu düşünüyorsanız.Yorum yazarak linkleri düzeltebilirm.
11/4/2008
TOTAL
10 NİSAN 2008 PERŞEMBE
NO PROGRAM ADı KANAL RATING (%) SHARE (%)
1 KURTLAR VADISI PUSU [NET] SHOW 17,00 40,30
2 TEK TURKIYE [NET] STV 8,50 21,40
3 KAVAK YELLERI [NET] KAND 8,20 19,30
4 ANNEM [NET] KAND 6,80 18,90
.
.
20 FOX ANA HABER BULTENI [NET] FOX 2,20 8,70
21 SERCE [NET] STAR 2,10 5,60
22 IKBAL''LE HAYATI PAYLASMAK [NET] KAN7 2,00 11,10
23 AMAN ANNEM GORMESIN [NET] ATV 2,00 5,00
Tele - Barometre
Hedef Kitle : A/b
10 Nisan 2008 Perşembe
No Program Adı Kanal Ratıng (%) Share (%)
1 Kurtlar Vadısı Pusu [net] Show 15,90 36,60
2 Kavak Yellerı [net] Kand 9,80 23,90
3 Annem [net] Kand 8,90 23,20
.
.
15 Arka Sokaklar (tkr) [net] Kand 2,80 16,50
16 Aman Annem Gormesın [net] Atv 2,80 7,50
Kaynak:ucankus
11/4/2008
Suya sabuna dokunup değerleri hatırlatacak
Zeki Alasya-Metin Akpınar'ın efsanevi oyunları 'Devekuşu Kabare',
'Yasaklar', Perran Kutman'ın 80'li yıllara damgasını vuran dizisi
'Perihan Abla', tam 11 yıl aralıksız yayınlanan 'Mahallenin
Muhtarları'... Hepsi de Kandemir Konduk'un kaleminden çıktı... Bugüne
dek 14 kitap, sayısız tiyatro oyunu ve dizi senaryosu yazan bir de
'Abuzer Kadayıf' adlı sinema filmine imzasını atan Kandemir Konduk,
dört yıl ara verdiği televizyona Yonca Akasya ile birlikte yazdığı
'Aman Annem Görmesin' adlı dizi ile geri dönüyor. Yasemin Yalçın, Tarık
Pabuççuoğlu, Yalçın Gülhan ve Özlem Savaş'ın başrolleri paylaştığı
dizinin şifresi ise 'samimiyet' olacak.
SORUMLULUK GETİRİYOR
* Türkiye'nin en çok izlenen ve en uzun ömürlü
mahalle komedisi dizilerine imza attınız. 'Aman Annem Görmesin' de bir
mahalle komedisi mi?
Evet... Çünkü yapımcı tarafından artık öyle bir projeye ihtiyaç
duyulduğu söylendi. Ben oldum olası yazdığım işlerde silahtan,
cinayetten, kavgadan, küfürden hatta argodan bile kaçtım. Çünkü Türkiye
çok genç bir ülke. Nüfusun yüzde 65'i, 30 yaşın altında. Aynı zamanda
da hem eğitim, hem de ekonomik düzeyi son derece düşük bir ülkede
yaşıyoruz. Bu nedenle yaptığımız iş belli bir sorumluluk getiriyor.
Çünkü okulların giremediği köylere, televizyon girmiş durumda ve etkisi
de sanılandan çok daha güçlü. Bu yüzden önce çocukları, sonra da
eğitimsiz kitleyi düşünerek, bir şeyler üretmek gerektiğine inanıyorum.
* Kısıtlayıcı olmuyor mu bir şeyler üretirken, bunların da hesabını yapmaya çalışmak?
Olmuyor... Çünkü benim dünya görüşüm de bu. Ben tüm çalışmalarımda
kötülüklerden arınmış, iyilik ve sevgi dolu bir gülümseme yaratmak
istedim. Senelerce de bunu yaptım ve reytinglerimiz hep en tepede oldu.
Sevgi, güzellik ve doğruluk üzerine kurulu dizilerden, alan da satan da
memnundu. Bunun yanı sıra güldürürken de pek çok şey işledik o
dizilerde. 'Aman Annem Görmesin'de aynı şeyi yapmak istiyorum.
Türkiye'de nelere ihtiyaç duyuluyor, nelerden söz edilmesi gerekiyorsa
samimiyetle onları öne çıkarıyorum.
YÜKSEK DÜZEYDE OLMALI
* Neleri öne çıkarıyorsunuz?
'Mahallenin Muhtarları'nda öğretici bir yanımız da olsun diye; kitap
okuma kampanyalarından tutun da gençlerin uyuşturucu bağımlılığına
kadar bütün dernek ve kuruluşlardan gelen bilgileri senaryoya yedirdik.
Bunları yapınca dizinin reytingi filan da düşmüyordu. Bugün komedi de
yapılabilir, dram da ama öncelikle yazanın belli bir sorumluluk
taşıması gerektiğini düşünüyorum. Ama tabii yapmayana da söyleyecek bir
lafım yok....
* Şahan Gökbakar'ın 'Recep İvedik' filmiyle bu konu yeniden gündeme geldi. Bir filmin mesaj vermesi, sanatsal olması zorunlu mu?
O filmi izlemedim, bu yüzden bir şey söylemem doğru olmaz. Benim bu
söylediklerim diziler içindi zaten. Sinema ve tiyatro, televizyon
dizisinden çok ayrıcalıklıdır. Çünkü sinema ve tiyatronun belli bir
seyircisi var. Ben evimden kalkıp oraya gidip, para verip izliyorum.
Belli bir bilinçteki seyirciyim ben; altyapım var. Oradaki oyun ve
oyuncular hakkında az çok fikrim var. Ama televizyon öyle değil...
Basıyorum düğmeye, birdenbire karşıma birşeyler çıkıyor ve bunlar bana
empoze ediliyor. Bu iyi de olabilir, kötü de ama iyi ve kötünün ölçüsü
tartışılır. Ayrıca nasıl çok seyircisi olan bir filme sanatsal anlamda
ya da içerik olarak 'çok değerlidir' denemezse; çok az seyirciye
ulaşmış çok değerli filmler de var... Bu işin ideali, hem çok seyirciye
ulaşmak, hem de kalitesi yüksek düzeyde bir iş yapmaktır.
MAFYALI İŞLERDEN KAÇTIM
* Bir döneme damgasını vurmuş 'Devekuşu Kabare',
'Yasaklar' gibi oyunlarınız için 'O dönemin komedisi daha keskindi'
diyebilir miyiz?
Son zamanlarda çok tartışılıyor ya; bence de günümüzde siyasi hiciv
yapılmıyor. 1980 sonrası kuşak, kendi sanatçılarını ve komedyenlerini
kendisi yetiştirdi. Bu kaçınılmaz bir şeydi. Şimdi belli bir bölümünü
ayırarak söylüyorum; o kuşak çok apolitik yetiştiği için günümüzde suya
sabuna dokunmayan şeylerin yapılması çok normal. Oysa ki bizim kuşağın
sorunları vardı. Bugün de var o sorunlar, hatta daha bile çok belki ama
o seyirci kitlesi tarafından görmezden geliniyor. Onlarda derinliği
olmayan, yüzeysel mizah anlayışı var. Bunlar da kişiyi güldürür ama
mizahçının bir dünya görüşü, iletmek istediği bir lafı yok artık.
Gençlerin yaptığı kabareleri de izliyorum. Çok da yetenekliler fakat
asla toplumsal bilinçlerini yansıtmıyorlar. Sürekli kakara kikiri... Bu
bizim anlayışımıza göre yanlış. 'Bilmem kim çok tutuluyor' diyorlar.
Kim tarafından çok tutuluyor? O şekilde yetişmiş kuşak tarafından!
* Peki siz neden televizyon dünyasına dört sene ara verdiniz?
Televizyonların belli dönemlerde odaklandığı diziler var. Mesela, köy
dizileri... Ben İstanbul'da doğdum büyüdüm. Doğu hayatını bilmem. İlla
ki para kazanacağım diye ağalı bir köy dizisi yazsam; hem kendime hem
seyirciye mahçup olurdum. Benden de bunu yazmam istendi ama ben mafya
dizilerinden kaçtım ve bu yeni dizimde de yine suya sabuna dokunup,
söylemek istediğim lafları söyleyeceğim.
NE OLDU TOPLUMUMUZA?
* 'Perihan Abla' dizisi, güzel değerlere sahip
çıkılan bir dönemin başlangıcıydı. Yeni diziniz 'Aman Annem Görmesin'
için onun başka bir versiyonu diyebilir miyiz?
Evet 'Perihan Abla' öyleydi ama tabii çok şey değişti o yıllardan
bugüne. 22 yıl oldu o diziyi yapalı. Türkiye'deki değişimin farkına
varmazsan, samimi olamazsın. O yüzden onun başka bir versiyonu
diyemeyiz. En başta insan ilişkileri değişti. Eskiden insanların nasıl
yaşadığını bilmek için, değişimi fark edebilmek için çarşıya pazara
giderdik. Şimdi ona da gerek yok. Evinde öğleden önce aç televizyonu;
Türk insanın profilini gör!
* 'Perihan Abla'lı yıllardan sonra sizi en çok şaşırtan değişim ne oldu?
İnsanların mahremiyeti kalmadı. İnsanlar eskiden komşusundan bile
gizlediği şeyleri şimdi televizyona çıkıp milyonların karşısında
anlatır oldu. Bunun uzmanlar tarafından psikolojik ve patalojik olarak
incelenmesi lazım... İnanılır gibi değil. Ne oldu bizim toplumumuza?
İnsanımızda genel anlamda bir dejenerasyon var ve bunu görmezden
gelemeyiz. Tam tersi bunun yanlışlığını göstereceksin ki; düzelme için
bir adım atılmış olsun. Bu ülkenin dar gelirli vatandaşları yıllarca
onur savaşı verdi... Şimdi öyle mi?
kaynak:Sabah-Günaydın
8/4/2008

Hem asabi hem komik olan Kaçık Hatçe’nin oğlu Burak ile palavracı biri
olan Traş Hayri’nin kızı Ebru, birbirlerine deli gibi aşıkdır. Ancak
Kaçık Hatçe, yıllar önce kocasının ölümüne neden olduğuna inandığı Traş
Hayri den nefret etmektedir. Öyle ki, Kaçık Hatçe, Traş Hayri’yi
rüyasında gördüğünde bile deliye dönmektedir.
Burak
ile Ebru’nun ilişkisinden şüphelenip Burak’a gözdağı veren Kaçık Hatçe,
eczacının yanında çalışan Deniz’i Burak ile baş göz etmek için gözüne
kestirir. Öte yandan Burak’a Seray da cilve yapmaktadır. Çatık
Hatçe’nin kızı Burcu’ya da Taksici Fırat göz koymuştur. Ama Burcu’nun
kimseye faydası yoktur. Ebru ve Burak üç yıldır ilişkilerini herkesten
saklayarak sürdürmektedir. Ancak Ebru Burak’a ilişkilerini annesine
anlatması için baskı yapmaktadır. Burak, Ebru’ya söz verse de
annesinden korktuğu için ilişkisini ona bir türlü anlatamamaktadır.
Burak bir gün işten dönerken kaza geçirir. Ebru, ayağı burkulan Burak’ı
evine götürmek ister, bu istek sonrası gelişen olaylar mahalleye bomba
gibi düşer.
|
| |
|
|
|
|